30 Haziran 2011 Perşembe

Battle Los Angeles (2011)


Sanırım Hollywood’da askeri aksiyon adına doldurulması gereken bir kota var ve bu kota doldurulmazsa öyle ortaya karışık uzaylıların olduğu, emekliliğini bekleyen askerin son gününde yaşadıklarını anlatan ve geride kalan hamile eşin ve babasını gözleri önünde kaybeden çocuğun dramatize edilmesi gibi parçaları harmanlayıp önümüze sunuyor.  70 milyon Dolara malolan film şimdiden kara geçmiş durumda, bunu anlamak çok güç ama demek ki iş yapıyor.

Konuyu şöyle özetleyebilirim, Başçavuş tam emekliliğe ayrılacakken, bir anda bütün dünya su kaynakları için uzaylı saldırısına uğrar, emekliliğe ayrılamaz, bir avuç askerle dünyayı kurtarmak için bir taraflarını yırtmak zorunda kalır. Yani tahmin edilebileceğiniz gib klişeler üzerinize üzerinize geliyor film boyunca. 

Başrolde Aaron Eckhart oynuyor, diğer oyuncular genel olarak son zamanlarda gösterilen dizi oyuncularından oluşuyor. Sanırım bu film dizilerin sezon aralarına getirilip çekildi ki gençlere de biraz maddi destek olsun.

İzlerken Cloverfield filmi aklıma geldi, sık sık konunun işlenişi içerisine bu filmden bazı noktaları yedirmişler. Bilim kurgu açısından da ara sıra Stargate Universe dizisindeki bazı öğeler kullanılmış, senaryoyu yazarken pek yaratıcılığını zorlamamış. Zaten bu film senaryo yazarının ilk ciddi projesi denilebilir.

Filmin hiç mi iyi yanı yok derseniz, çok düşünmeden savaş sahnelerindeki görüntü efektleri iyiydi diyebilirim. Ama zaten Hollywood’un artık görüntü bu konuda pek sorun yaşamadıgını söyleyebiliriz, özellikle bütçeniz yetmiş milyon dolarsa.

Pazar akşamı için bile fazla çiğ kalacağını düşünüyorum. Ben evde hastayken zamanım boldu izleyeyim bari dedim. Size tavsiye etmiyorum. Herhangi başka alternatifiniz varsa onu değerlendirmeniz çok daha iyi olabilir.


29 Haziran 2011 Çarşamba

13 Assassins (2010) - Jûsan-nin no shikaku



Blogumun ilk yazısı olarak 13 Assassins filmini özellikle seçtim. Bunun sebebi son zamanlarda 10 üzerinden 9 puan verdiğim nadir filmlerden olması ve ayrıca Takashi Miike’nin benim icin önemi.

Miike’nin bu filmi bugüne kadar çektiklerinin arasında en sağlam olanı. Bundan önceki filmleri arasında çok güzel, çok etkileyici olanlar var ama bu favorilerim arasında hemen yerini aldı.  

Genel kanı filmin 7 Samuray filminin tekrar yapımı olduğu şeklinde olsa da, aslında film aynı isimli 1963 yapımı filmin tekrar çekimi. Konuda ufak tefek sapmalar olsa da tema aynı. Psikopat/Sadist bir lord’a karşı hem vatani duygularla hem de intikam duygusuyla intihar saldırısı yapmak isteyen 13 Samurayı anlatıyor.

Filmin havasına ilk sahnesinden giriyorsunuz. Başlangıç ve gelişme bölümü aksiyon bekleyenler icin biraz sabırsızlık yaratabilir ama film esas patlamasını son 40 dakikada yapıyor. Bu son 40 dakika cok özenle hazırlanmış , öncesinde de zemini çok iyi yapılandırılmış ve aksiyonu kolaylıkla kaldırabiliyor. Sonuna da Miike küçük bir sürpriz koymuş. Bununla ilgili çok farklı yorumlar var ama en iyisi kendiniz izleyip değerlendirin.

Konu samuray olunca tabii kan ve şiddet fazlasıyla var, yine de Miike’nin diğer filmlerine kıyasla burada biraz frene basmış (basmış mı acaba, tam emin olamadım J).

Bence bir yerden bulup, zamanınızı bu filme ayırıp izleyin. Film Türkiye’de vizyona hiç girmedi, dünya genelinde de Amerika ve Japonya dışında sadece film festivallerinde gösterildi. Vizyona girmemesi meraklısı için büyük kayıp. DVD ve Blue-Ray versiyonları mevcut.