5 Temmuz 2012 Perşembe

Tinker Tailor Soldier Spy (2011)



Casus filmlerini oldum olası sevmişimdir. Özellikle soğuk savaş yıllarında geçen, biraz ağır ve karanlık olanlarından aldığım keyif çok daha fazladır. Tinker Tailor Soldier Spy, John le Carré’nin 1974 yılında yazdığı aynı isimli romanın bir uyarlaması. Daha önce 1979 yılında dizi film olarak çekilmiş ve büyük yankı uyandırmıştır. Açıkçası ben ne romanı okumuştum ne de dizi filmini izlemiştim. Uzun zamandır izleme listemde olan 2011 yapımı bu film, kendisine zaman ayırmamı bekliyordu.

Yönetmenimiz daha önceki filmiyle bizi kalbimizden tahta kazıkla vuran Tomas Alfredson. İzlemiş olanlar bilir kendisi Let the Right One In filmiyle uluslararası başarı yakalamış birisi. O filmde bize vampirik duygusal drama filminin nasıl çekilmesi gerektiğini öğretmişti. Bu filmde ise casusluğun ne olduğunu ve soğuk savaş dönemindeki psikolojinin nasıl olduğunu başarıyla beyaz perdeye yansıtmış.

Filmde kadro çok zengin, yıldızlar geçidi gibi. Gary Oldman, Colin Firth, Tom Hardy ve diğerleri karakterlerine çok uygun şekilde filme yerleştirilmiş. Genelde yıldızı çok olanın başarısı düşük olur gibi bir önyargım var ama film önyargımı aşıp kendisini göstermesini biliyor.

Hikayede İngiliz İstihbarat Teşkilatı MI6’in en üst kademelerine sızan köstebeğin ortaya çıkarılma çabası anlatılıyor. Teşkilatın başı olan Control’ün bir ajanını yönetim kurulundaki köstebeğin kim olduğunu ortaya çıkarması için Budapeşte’ye (sadece kendisinin haberi olarak) göndermesiyle başlıyor film. Orada işler sarpasarınca Control görevinden uzaklaştırılıyor ve köstebeği bulmak başka bir eski ajana kalıyor.

En başından sonuna kadar yönetmen bize neyi göstermek istiyorsa hiç acele etmeden bütün planları izleyicisine sindirterek gösteriyor. Planlarda alece etmemesine rağmen sahneler arası geçiş, bazen insanı şaşırtıp şimdi neredeydik dedirtebiliyor. Bu açıdan film bazı izleyiciler tarafından kötülenmiş olsa da dikkatli gözler neyin ne olduğunu, ipuçlarını ve anlatımı rahatlıkla yakalayabilir. Sıklıkla kullanılmış aşırı yakın ve yeterince uzak plan çekimlerle hem izleyiciyi ortamdan soyutluyor hem de kadrajın en ince seçilmiş haliyle kendisini etkileyici kılıyor.

Katil Kim tipi filmleri seviyorsanız ama James Bond tarzı şaşalı ve sükseli değil de gerçekliğe yakın, tozlu, tütün ve alkol kokan filmleri seviyorsanız kaçırmayın derim. Önceden uyarayım film 127 dakika ve temposu düşük. Yorucu bir günün ardından geç saatte başlanırsa biraz uyutucu etki yaratabilir.


3 yorum:

  1. o uyutucu etkiyi biliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyucuyu uyarmakta fayda var. sonra ne bicim film tavsiye etmissin deme ihtimalleri var :)

      Sil
  2. Ellerinize ve emeklerinize sağlık çocuklar,paylaşımlarınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil