23 Eylül 2012 Pazar

The Troll Hunter (2010)




2011’de Amsterdam Fantastik Film Festivali’ne (http://www.imaginefilmfestival.nl/) geldiğinde izlemeyi çok istemiştim. Fakat film Norveççe idi ve altyazısı Hollandaca’ydı. Bu yüzden filmi gelecek bir zaman izlemek için ertelemiştim. Üzerinden neredeyse 1.5 yıl geçtikten sonra izleme şansı yakaladım.

Film aslında Blair Witch, Cloverfield ve benzeri bir mantıkla yola çıkıp günümüzün popular teması olan Mockumentary (Çakma Belgesel – bu turun bir Türkçe ismi var mı bilmiyorum) tarzını kullanarak Troll efsanesini işliyor. Bir yandan da Avrupa bürokrasisinin sıradan sıkıcılığını ti’ye alıyor.

Filmin türü fantastik korku olarak geçse de Norveçliler arasında film komedi filmi olarak da değerlendiriliyor. Eleştirel bakışıyla ve Norveçlilerin bazı konulardaki sönük ruh hallerini ön plana çıkarmasıyla komiklik unsurunu filmin içine sıkıştırıyor. Bu nedenle de kendisine biraz da kara mizah diyebiliriz.

Film 3 tane gencin bir okul projesi için yaşadıkları bölgede, sorumlusu bilinmeyen ayı ölümlerini araştırmasıyla başlıyor. Ayı ölümlerinin sorumlusu sanılan gizemli yabancıyı takip etmeleri ve bu sırada kaydetmeye başladıkları görüntüler filmin ilerleyen aşamalarıyla belgesel niteliğine kavuşuyor. Takip ettikleri yabancının (Hans), kaçak ayı avcısı olması beklenirken aslında hükümet için çalışan Troll Kontrol Memuru olduğu ortaya çıkıyor. Hayatındaki sorumluluklardan bıkmış olan Hans, memuriyetinin sonuna yaklaşmış olduğunu düşündüğü için yaptığı işi bütün ayrıntılarıyla bu gençlere anlatmaya karar veriyor. İşini (yoldan çıkmış veya hastalanmış Trollerin takibi ve etkisiz hale getirilmesi vb.) icra ederken gençlerin kendisini kameraya çekmesine izin veriyor ve işinin bütün ayrıntılarını gençlerle paylaşıyor.

Bu filmi Blair Witch ve Cloverfield gibi filmlerden ayıran özellik canavarı/yaratığı filmde açık açık göstermesi. Bir diğer artışı ise görüntülerin diğer filmlere göre çok daha kaliteli olması. HD kalitesinde izlendiğinde Norveç’in o güzel doğasının da tadına varabiliyorsunuz.

Filmden tam keyif almak için Troll efsanesini biraz bilmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Ayrıca biraz da İskandinav kültürüne aşina olmakta fayda var, özellikle komedi denilen kısımlar için. Filmi izledikten sonra yaptığım bir kaç araştırma filmi daha farklı yorumlamama yol açtı.

İzleyecekseniz eğer, ne bir komedi filmi ne de bir korku filmi olarak izleyin. Troller gerçekten olsalardı ve gizli tutulsalardı; bu, gizlice çekilmiş bir belgesele nasıl yansırdı onu göreceksiniz. Kendisi yalın bir film, ben filmin başından sonuna kadar sanırım hiç bir yerinde gülmedim veya aksine gerilmedim. Ama izlerken keyif aldığımı söyleyebilirim.

Bir akşamınızda farklı bir kültürden değişik bir tecrübe yaşamak istiyorsanız bu çakma belgeseli izleyin derim. Hayatınızda izlediğiniz en güzel filmler arasında olmayacaktır kesinlikle ama bu türde izlemeye değecek bir film diyebilirim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder