1 Ekim 2012 Pazartesi

To Rome with Love (2012)




Woody Allen’in son filmini yazın bitime doğru izlemek çok iyi geldi. Bu yaz gittiğimız Roma’nın meydanlarını, pazarlarını görmek, bizim gezdiğimiz yerlerde gezinmek kaldığımız otelin yanından geçmek bile yetti filme karşı bakışımı pozitifleştirmeye.

To Rome With Love, Allen’in son yedi yılda çektiği yedi Avrupa filminin sonuncusu. Bunların dördü Londra’da, birisi Barcelona’da, birisi Paris’te ve sonuncusu da Roma’da çekildi. Özellikle Barcelona ve Paris, Woddy Allen severlerini tatmin eden, başarılı yapımlar olarak ortaya çıkmıştı. Ben de Midnight in Paris’ten sonra Roma için bir filmin daha geliyor olmasına çok heyecanlanmıştım. Filmin bir kısmının İtalyanca olma ihtimalini bile göze alarak sinemada izlemeye karar verdik (Amsterdam’da sinemalarda altyazılar Hollandaca. Bu yüzden dili İngilizce olmayan filmleri sinemada izleyemiyoruz. Dili öğrenmemiz artık şart.). Amsterdam’ın en eski sinemalarından birinde biletimizi aldık ve güzel bir salonda koltuklarımıza kurulduk.

Film dört farklı grubun Roma’daki hikayelerini perdeye aktarıyor. Woody Allen onları Roma’nın bitmek bilmeyen hikayelerinden birer tanesi yapmış. Birisinde gayet sıradan bir İtalyan aile babasının kafasında kurguladığı ünlü olma hissini, diğerinde turist olarak geldiği Roma’da yakışıklı bir Romalı ile tanışıp evlenmesini, bir diğerinde İtalya’nın köyünden gelip Roma’nın etkileyiciliğinde ve karmaşasında kaybolmasını ve sonuncusunda da Amerikalı öğrencilerin Roma yaşantısını anlatıyor. Hikayeler basit ama gerçeklik ile sürrealite arasında da ara ara gidip geliyor. Filmin en beğendiğim sahneleri operada geçen sahneler oldu. Güzel bir fikir ustalıkla sahnelenmiş. Bu da benim resmen kahkaha atmama sebep oldu.

Fakat izlerken farkettiğim ince bir çizgi vardı filmde. Bazı sahneler ve replikler fazla çiğ geldi. Bunu Allen acaba senin benim gibi insanların hayatlarındaki klişeleri tiye almak için kasten mi yapmıştı yoksa her sene bir film çekmiş olmanın yarattığı acelenin aleladeliği miydi? Buna halen karar verebilmiş değilim. Oyuncuların bazı sahnelerdeki rolleri fazla abartılı, bazı replikler de gereksiz boş ve öylesine yapılmış gibiydi. Filmin neredeyse yarısının İtalyanca olması bile bizi pek etkilemedi. Hollandaca altyazıları kolaylıkla anlayabildik. Bu demek oluyor ki Woddy Allen bu sefer pek de replikler üzerinde çalışmamıştı.

Scoop’tan beri Woody Allen’in ilk sahneye çıkışına Penèlope Cruz, Alec Baldwin, Jesse Eisenberg, Ellen Page ve Alison Pill eşlik ediyor. Tabi bunların dışında oynayan bir çok ünlü İtalyan aktör ve aktris de var.

Bir daha Avrupa filmi çeker mi bilmem ama Cate Blanchett ve Alec Baldwin ile ismi belli olmayan bir projeye başlamış bile. 2013 yılında gösterime girecekmiş. İtalya Woody Allen’a bu filmi çekmesi için sponsor olmuş, Hollanda da olsa bari de sokaklarını arşınladığımız bu şehrin de güzel bir hikayesi çekilse.






1 yorum:

  1. fena bir film değildi yer yer komikti , ama pariste çekilen film gercekten cok guzeldi , midnight in paris, bu o havada değildi pek

    YanıtlaSil