26 Kasım 2012 Pazartesi

Breathless (1960) - À Bout de Souffle


"He said, 'You are really a bitch.'"

Bir film eleştirisinden ziyade Fransız Yeni Dalga (Nouvelle Vague) akımını, ve o akımı başlatan filmlerden biri olan À Bout de Souffle (Breathless) adlı filmi inceleyeceğiz bu sefer.

Michel (çok genç bir Jean-Paul Belmondo), kendisine idol olarak Humphrey Bogart'ı seçmiş bir dolandırıcı\hırsız, Patricia (güzeller güzeli Jean Seberg) ise Amerikalı genç bir gazeteciyi canlandırıyor. İşlediği cinayetten dolayı aranan Michel, Paris'te yaşamakta olan Patricia'ya sığınıyor, amacı kafası karışık, ne istediğinden çok da emin olmayan Patricia'yı da yanına alıp İtalya'ya kaçmak.

Konu olarak çok etkileyici görünmese de film kadın - erkek ilişkisi açısından önemli gözlemler yapıyor.  Michel büyümemekte ısrar eden tipik bir erkek - hayalperest, geleceğe dair plan yapma konusunda başarılı değil, ve de hafif kaypak. Patricia ise uzun vadeli hedeflerinin arkasından koşan, bunu yaparken de eğlencesine bakan bir kadın. Patricia'nın kaçtığı, Michel'in kovaladığı ilişkilerinde ilk başta Michel'in "tehlikeli" hayatını  çekici bulan Patricia, işler biraz ciddiye binince gerçek hayata geri dönüyor.

İhtiyaç, icadın anasıdır. Fransız yeni dalgasının öne çıkan özelliklerini çok iyi bir şekilde özetliyor bu cümle. İlk uzun metrajlı filmini çeken Godard'ın prodüksyona çok kaynak ayıramaması, filmin biraz ucuz görünmesine sebep oluyor - ki bu, genç sinemacılar tarafından desteklenen bu akımın ortak bir özelliği.

Godard'ın bu film ile popüler hale getirdiği "jump cut"ın ortaya çıkışı da yine zorunluluktan. Post prodüksyon sırasında filmin çok uzun olduğuna kanaat getiren Godard, bazı sahneleri toptan çıkarmak yerine sağdan soldan gereksiz kareleri çıkarmaya karar veriyor. Mesela Michel, Patricia ile sokakta yürürken kamera birden ufak miktarda yer değiştirir ya da görüntü bir saniye sonrasına atlar, ama ses kesilmeden devam eder. Sahnede işitsel bir devamlılık varken görsel devamlılığın bu şekilde sekteye uğraması, sinemanın önemli kurallarından biri olan devamlılığı hiçe sayıp başarılı (ve bir o kadar da alışılmamış) görsel bir ekti yaratıyor. Bu teknik daha sonra gelen yeni dalga filmlerinde bolca kullanıldı.

Yeni dalga filmlerinin bir başka özelliği de kullanılan kamera açılarının ve imgelerin önemi. Uzun sürenli yakın plan çekimler ve uzun süren karakteri takip eden planlar bir nevi hipnotize edici bir etki yaratıyor ve sonuçta  bir reality-show \ belgesel havası yaratılıyor filmde. Godard amacı, klasik sinema kurallarını yıkarak seyircinin film izlediğini asla unutmamasını sağlamak.

Yine gereksinimden ortaya çıkan sallanan kamera tekniğine de değinmek lazım. Godard, sınırlı prodüksyon bütçesinden dolayı dolly (kızakla kayan kamera) kullanamıyor ve kameramanı bir tekerlekli sandalyede itiyor ya da elle tutulan kamera kullanmayı tercih ediyor. Sonuç cidden çok başarılı.

Günümüzde hala Fransız yeni dalgasından etkilenen filmlere sıkça rastlamak mümkün, şuradaki listeye göz atmanız yeterli bu akımın sinemayı nasıl derinden etkilediğini anlamak için...

Yönetmen: Jean-Luc Godard
Oyuncular: Jean-Paul Belmondo, Jean Seberg
IMDb Linki: http://www.imdb.com/title/tt0053472/
Türü: Suç, Dram
Breathless (1960) on IMDb

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder