29 Eylül 2013 Pazar

Divided We Fall (2000) Musíme si pomáhat

Yönetmen
Oyuncular
Türü Komedi, Drama, Savaş
IMDb Linki http://www.imdb.com/title/tt0234288/
Filmden Filme Notu

İkinci Dünya Savaşı filmleri arasında farklı bir noktaya odaklanmış, etkileyici, şaşırtıcı bazen de kara komediye kaçan bir film Divided We Fall. Film; Alman işgali sırasında, çocukları olmayan Çek bir çiftin evlerinde Musevi bir genci saklamasını konu alıyor. Durumu karmaşıklaştıran ise, bu çiftin en yakın arkadaşlarının bir işbirlikçi olması.

İki ucu çıkmaz sokak olan bu üçlü ilişkinin ortasında; bu sırrı saklı tutmaya çalışan çiftin başından geçenler, çevresiyle ilişkileri, kendi aralarındaki çatışmalar, savaş ve savaşın alıp götürdükleri anlatılıyor.

İyi: Filmin değindiği noktalar gerçekten dokunaklı, daha önce izlemediğimiz türde bir savaş filmi. Naif ve bir o kadar da gerçekçi. Bugüne kadar onlarca 2. Dünya Savaşı filmi izlemişsinizdir, ya savaşın birebir kendisi ya da en ağır draması ele alınmıştır. Bu film bunların aksine, savaş sırasında iki arada bir derece kalanları, ne yapacağını bilemeyip farklı stresler yaşayanları ele alıyor.

Kötü: Genel olarak filmin kötü olarak sayılabilecek, göze çarpan büyük bir parçası yok. Bazı karakterler fazlaca karikatürize olmuş. Eğer o karakterler de daha gerçekçi inşa edilebilseymiş, 2001 yılında yabancı dilde en iyi film dalında aday olduğu Oscar’a kavuşabilecekmiş (Gerçi rakipleri  Crouching Tiger ve Amores Perros iken yine zor olurdu)

Çirkin: Çiftin verdiği bir karar var ve bu kararın kesinlikle tek alternatif olmadığını düşünüyorsunuz. Bu yüzden senariste biraz kızmak durumunda kalıyorsunuz. Ama senaryo bu, ister kabul et ister etme.

Sonuç: Eğer ikinci dünya savaşı sırasında çatışmanın ortasında olmayıp da Alman işgal topraklarındaki insanların yaşantılarını merak ediyorsanız, izlemenizi tavsiye ederim. İnce espriler ve hedefi on ikiden vuran gözlemler filmi daha da düşündürücü kılıyor. Komedi öğesi biraz arka planda olabilir ama bu da savaş filmi zaten, komedisi ne kadar çekilebilir ki…


21 Eylül 2013 Cumartesi

Elysium (2013)


Yönetmen Neill Blomkamp
Oyuncular Matt Damon, Jodie Foster
Türü Bilim Kurgu Aksiyon
IMDb Linki http://www.imdb.com/title/tt1535108/
Filmden Filme Notu

"It's just a flesh wound!"

2000'li yılların en çarpıcı bilim kurgularından District 9'in yönetmeni Neill Blomkamp'ın uzun süredir heyecanla beklediğimiz ikinci uzun metrajlı filmi Elysium, arka planda sınıf ayrımı ve sosyal adaletsizlik kavramlarının olduğu bir bili kurgu \ aksiyon. Daha önce adı Halo oyununun film adaptasyonu ile anılan Blomkamp, Halo projesinin gerçekleştiremese de filmde Halo'dan izler görmek mümkün.

Yoksulluk, yokluk ve çevre kirliliğinden yaşanmaz hale gelen Dünya'da yaşayan Max (Damon) bir iş kazası sonucu ölümcül miktarda radyasyona maruz kalır. Artık tek ümidi, sadece en üst tabakanın yaşama hakkını satın alabilecekleri, hastalığın ve ölümün olmadığı Elysium'a gidebilmektir.

İyi: Oyunculuk çok tatmin edici - Matt Damon ve Jodie Foster iyiler ama şovu Sharlto Copley çalıyor benim için. Copley'in canlandırdığı Kruger karakteri, sıradan bir psikopattan daha ötesi. ekranda olduğu her sahne korkutucu ve rahatsız edici.

Blomkamp, teknik açıdan kusursuz işler çıkarabilen bir yönetmen. yarattığı dünya görsel açıdan detaylı ve gerçekçi.

Kötü: Belki de District 9'daki zenginlikten, Blomkamp'ın dünyası, görsel olarak ne kadar zenginse, derinlik olarak da o kadar sığ geliyor bize. Elysium, sanki dünyanın en zenginlerinin yasağıdı, hastalıktan arınmış, teknolojinin çok ileri olduğu bir yer değil de şehrin zenginlerinin yaşadığı kısım. Benzer bir şekilde Elysium'un başkanı da bu şehrin belediye başkanından farksız. İster istemez daha iyi korunan ve yönetilen, daha izole bir yapı olmasını bekliyorsunuz Elysium'un.

Bir mesaj verebilmek, günümüz dünyasındaki sorunlar ile benzerlikler kurabilmek için hikayedeki bazı detaylardan feragat edilmiş olduğunu düşünüyorum. Bu baside indirgemeden diyalog da nasibini almış.

Çirkin: District 9'in görsel stili ve kullanılan belgesel formatı, çok gerçekçi ve yoğun şiddet sahnelerini kaldırıyordu ama Elysium daha stilize bir film, bazı sahnelerdeki kan miktarı filmin geri kalanı ile çok uyuşmuyor.



1 Eylül 2013 Pazar

Get The Gringo (2012)


YönetmenAdrian Grunberg
OyuncularMel Gibson 
TürüAksiyon Suc
IMDb Linkihttp://www.imdb.com/title/tt1567609/
Filmden Filme Notu 

Stop bleeding on my money!

Meksika'nın en belalı hapishanelerinden birisi olan "El Pueblito"'ya düşen adsız dolandırıcımız  (Mel Gibson), hapishanede tanıştığı küçük bir çocuğu ve kendisini hayatta tutmak için elinden geleni yapar. Daha önce pek çok Hollywood yapımında çalışmış olan Adrian Grunberg'in yönettiği ilk film olan Get the Gringo, (muhtemelen politik sebeplerden dolayı) Amerika'da gösterime girme şansı bulamamış bir film.

İyi: Mel Gibson - içkiyi fazla kaçırdığında saçmalaması dışında -  izlerken keyif veren bir aktör, ve Get the Gringo ile 57 yasına gelmiş olmasına rağmen heyecanından ve enerjisinden bir şey kaybetmemiş Mel Gibson'ı izleme şansı buluyoruz (Bruce Willis de keşke benzer bir iş etiğine sahip olsa...). Herkesin birbirine kazık atmaya çalıştığı film, bu yönüyle 1999 yapımı Payback filmininin devamı gibi. Kendini evinde hisseden Gibson, izlemesi keyifli bir filme imza atmış.

Yapımcı ve senarist Gibson, yönetmen de Gibson'ın daha önce çalıştığı Grunberg olunca hataya pek yer kalmıyor - Grunberg alnının akıyla çıkıyor filmden. Beni pozitif yönde şaşırtan film, eğlendirici, konu itibarı ile çok orjinal olmasa da konunun geçtiği yer itibarı ile bizlere yeni birşeyler görme imkanı sunuyor.

Bu arada Mel Gibson, filmde yaptığı Clint Eastwood taklidi ile daha önce bilmediğimiz bir yönünü de gösteriyor bize.

Kötü: İster istemez sormadan edemiyorsunuz Meksika'nın en belalı hapisahanelerinden birinde işler bu kadar kötü olabilir mi diye. Buna ek Gibson'ın karakteri dışındakiler fazlasıyla iki boyutlu, bu da (en azından benim için) filmi fazlasıyla karikatüruze bir hale getiriyor.

Red Öne Digital kamera ile çekilen filmin bazı sahnelerinde çözünürlük düşüyor. Bunun sebebi o sahnelerin bilerek daha ucuzbir kamera ile çekilmesi ya da o sahnelerin kurgu odasında zoomlanması olabilir, bu yer yer düşen çözünürlük filmin fazla digital görünmesine yol açıyor.

Çirkin: Film ile ilgili beni tek rahatsız eden şey ismi. İngiltere için kullanılan "How I Spent My Summer Vacation" ismi kesinlikle daha ilgi çekici ve daha orjinal "Get the Gringo"dan.